Anlatmak isterseniz:
lorenza.filantrop@gmail.com
Playcount:
27 oynatma
Gözlerimden sözcükler dökülmüyor artık. Gözlerimin içine bakan gece mi?
Yoksa gece ben miyim?
Lizbon’un huzursuzluğu.
Zeno ve bilinç.
# Kvinnodröm 1955*
* Ingmar Bergman
Playcount:
1.019 oynatma

İyi ama anne neden var olsun, zaten var olmak zorunda? Amaç ne?Dur ben söyleyeyim sana: Bir ölüm bekleyişi bu amaç, bir hiçyokluk bekleyişi. Benim evrenimde, hani o senin yumurta adını verdiğin evrende bu amaç vardı: Doğmak. Ama senin dünyanda tek amaç ölmek, yaşam bir ölüme mahkumiyet oluyor. Günün birinde yeniden hiçyokluğa dönmek için hiçyokluktan çıkıp gelmekte bir anlam göremedim.
… Yaşamın ne sana, ne de bana gereksinmesi var… Sen öldün, ben de ölüyorum.
Ama hiç önemli değil, çünkü yaşam ölmez.
Ama yaşıyorum işte değiştirilemeyecek bir şey bu.
…O kadar ufalanmış taşlar, o kadar çok oyulmuş duvarlar var ki, uzak zamanlardan, uzak uzaklıklardan fısıltıları işitiliyor.
…Ama biri üzerinden yalpalayarak geçince, susmalarla kahrolmuş, gülümsemelerle katledilmiş bir genç üzerinden geçince, gevşek kaldırım taşlarının hıçkırığı. Bir trajediden yükselen çığlıkla nereye.
Playcount:
199 oynatma

Yola çıkmak yitirmek ülkeleri, bir başkası olmak süresiz.

Bir kaçağım ben./ Doğduğumda/ Kendime hapsettim/ Kendimi/ Sonra kaçtım./
İnsan sıkılırsa, aynı yerde yaşamaktan/ Ben neden hep
aynı/ Derinin altında -Sıkılmadan yaşayayım?*
* Kağıttan kuş yapmasını öğrendim. Sidor Belarsky eşliğinde.
Çünkü birbirimize söylediğimiz sayılı şeylerle,
ona gerçekten söylemek istediğim arasında bir hava boşluğu var.
Hep oturup cigara içiyoruz yetersiz, konyak içiyoruz yetersiz, en asıl yetersiz biziz, yalnızlığımız en yetersiz –ya bozkır.
Ben kadının biriysem sevilmeliyim, sen bilmezsin güzel miyim, en büyük güzelliğim senin bilinmezliğin, duymazlığın –ya en boş damlalar gözlerimizde.
Bak, tozluyuz biz, çok tozluyuz –ya bozkır, bozkır yolundan kamyonlar geçerken kalkan toz.
O başka, yapışkan bizimki, yağmurlarla yıkanmaz.
Bak, hayal kurarım, en zevksiz acıklılara gözyaşı dökerim de kendimi bilmem. Biz bilmeyiz birbirimizi; böylesine mutluyuz bazı.
Bu evrende her şeyi silecek birileri, yaşamları çoktan. Bu önemli değil; biz çoktan tükenmişiz.
Somutlara güvenimiz yok hiç; onlar yok. Herkesler her şeylerini çok şeylere harcıyorlar, tutsak kılıyor bu şeyler onları, hep onlara çarpıyorlar yaşantılarında.
Ama bak, gerçek tutsaklar biziz, soyuttan gelir bizim ki, savaşılmaz.
En değerli somutlarımı yoktan satarım da kurtulamam ötekilerden, bilirsin.
Bırakıp bırakıp ırak kentlere bile gidemeyiz, bu uğraşı ister.
Bak, bizi ağaçlandırmak güçtür
–ya bozkır..
Nasılda hüzün var içimde,
ve Ivan neden bir şey yapmaz buna karşı, tablayı duvara fırlatıp külü yere silkecek yere, neden sigarasını gerçekten tablaya bastırır.



